YILLARCA KENDİ ÖRGÜTLERİNDEN OLMAYANLARI DIŞLAYAN, DÜŞMAN GÖREN GÜLEN ÖRGÜTÜ, SONUNDA KENDİLERİ DIŞLANDI, KAZDIKLARI KUYULARA DÜŞTÜLER!…DAHA KIYAMETTEKİ CEZALARININ KORKUNÇLUĞUNU ALLAH BİLİR!…

 TÜRKİYE’DE YARGITAY BAŞKANININ AÇIKLAMASI: 02.09.2015 TARİHLİ HABER;

2015-09-02-Cemaat Yargının içinde olamaz

Reklamlar

07.08.2015

Hukuk mu, ‘Paralel talimat’ mı?..

Bir şekilde emniyet ve adliye ile ilişkisi olanların da rahatlıkla hatırlayabileceği gibi, Eski Türkiye’de basit suçlar işleyenler tutuklanırken, ağır suçlar işleyenlerin tutuksuz yargılanmak üzere salıverilmeleri gibisinden akıl erdirilmesi zor işler vukuatı adiyeden sayılırdı. Yeni Türkiye’den, hatta böyle bir kavramın kullanılmasından bile hoşlanmayan birileri, eski Türkiye’deki alışkanlıklarını sürdürüyorlar.
Son dönemlerde belki onlarcasını gördüğümüz haberlerden birisi şöyle: “Bingöl’de YDG-H il temsilcisi olduğu saptanan ve canlı bomba şüphelisini KCK il temsilcisine teslim eden şahsı polis 2 kez yakaladı. Ancak Paralel Savcı U.M, her defasında serbest bıraktırdı.“Hükümet kanadından gelen açıklamalar, özellikle son günlerde sıklıkla bu türden gelişmeler olduğu yönünde. Hareketlenen PKK unsurlarına yönelik gözaltıların büyük bir kısmının serbest bırakılmalarla neticeleniyor olması, dikkat çekici.
Bu filmi daha önce de görmüştük.
Gezi Olayları ve 6-8 Ekim Kobani olayları sırasında da, yakan, yıkan ve yağmalayan güruh,’demokratik haklarını kullandıkları gerekçesiyle’ adliyelerden ellerini kollarını sallayarak ayrılabilmişlerdi.
Örnek olayda serbest bırakılan, sempatizan filan değil, doğrudan terörle uğraşan birisibelli ki. Ancak savcı, gördüğü lüzum üzerine, kendisini serbest bırakmış… İşin püf noktası, haberde savcının isminin önüne konulan sıfat: Paralel!..
Bir zamanın ünlü savcılarından Zekeriya Öz’ün Gezi Olayları ve PKK ile ilgili meşhur tweet mesajı yani ‘cıvıldaması’ hatırlandığında, mesele anlam kazanıyor. Hukukun gereğini değil; bağlı oldukları merkezin kendilerinden istediğini yapmaya soyundukları anlaşılan bazı savcı ve hakimler, terör eylemleri yapan ya da buna niyetlenenlerin, ortalığı karıştırmalarına kolaylık sağlamaya çalışıyorlar anlaşılan.
Bir zamanlar vicdan ve cüzdan arasına sıkışan yargı, şimdi de görev bilinci ve yukarıdan gelen emirler arasına sıkışmış gibi.
TUZDA KOKUŞMA EMARELERİ…
Bu durumda gereken tedbirleri almak, ülkeyi yönetenlerin ve tabii ki HSYK’nin işi. Terör şüphelilerini alabildiğine çabuk ve ısrarlı bir biçimde serbest bırakmak için uğraşanların, bunların insanımıza verecekleri zarar konusunda bir endişeleri yok belli ki. Ancak umarız Paralel yargı mensuplarının serbest kalmaları için uğraştıkları teröristler, onlara ve yakınlarına bir zarar vermezler!.. Kim bilir, belki bunun garantisini de almışlardır.
Sistem tamamen iflas etmiş olsa bile, bütün gelişmelere hukuk penceresinden bakması gereken yargı içerisinden birilerinin bu duruma gelmiş olmaları, üzüntü verici. Ama daha da üzüntü verici olan, yargı mensuplarından bazılarının hukukun değil, kendisine bir yerlerden emredileni yapma konusundaki pervasızlıkları karşısında bütün sistemin adeta çaresiz olması.
Böyle bir şeyin yani bir terör şüphelisinin serbest bırakılmasının, değil gerçekleşmesi; aklı başında bir yargı görevlisinin aklının ucundan bile geçmemesi gerekir aslında.
Ama şartlar gereği oluyorsa da, bir çaresinin düşünülmesi gerekir. Denetleyenlerin de denetlenmesi, koalisyon görüşmelerinin önemli maddeleri arasındadır umulur ki. Anlaşıldığı kadarıyla, bazı noktalarda tuz kokmuş durumda çünkü…

Ekrem Kızıltaş,

http://www.takvim.com.tr/yazarlar/ekrem.k%C4%B1z%C4%B1ltas/2015/08/07/hukuk-mu-paralel-talimat-mi

       İŞTE ÜLKEDE HUKUKUN İŞLEMEDİĞİNİN, ADALETİN GERÇEKLEŞMEDİĞİNİN EN BARİZ ÖRNEKLERİNDEN BİRİ: KARATAY MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ 3 VATANDAŞIN, KARATAY AKABE iMAM HATİP ORTAOKULU’NDA MÜDÜR İHSAN KABUL’UN KANUNSUZ İŞ YAPTIĞINA DAİR  KARATAY KAYMAKAMLIĞI’NA VERDİĞİ VE O KAYMAKAMLIĞIN DA MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ’NE  SEVK ETTİĞİ ORTAK  DİLEKÇE VE KANITLAR, ÖĞRENCİLERİN DÜRÜSTLÜĞÜ SAVUNAN ANKETLERİ MUHAKKİKE VERİLMEMİŞ, SAKLANMIŞ ! MÜDÜR İHSAN KABUL’Ü AKLAMAK İÇİN YAPILAN HİLELİ İŞLER…SADECE KENDİLERİNİ KANDIRIRLAR!..

       İŞTE KURUMLARIN BİRBİRLERİNİ KANDIRMAYA ÇALIŞTIĞI REZALET ! HADİ BUYRUN, MADEM HUKUK DEVLETİ VARSA, “KARATAY MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ’NE” GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMAKTAN ÜST MAKAMLAR YASAL İŞLEM YAPSIN !  

68-A (DİLEKÇE) :

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                       ACİL!

                                                              KAYMAKAMLIK MAKAMINA

KARATAY

Konu: 17 ve 25 Aralık Operasyonları, 25 Nisan Yargı Darbesi Gözönüne Alındığında Dürüst Devlet Personellerine, Öğretmenlere de Saldırı ve İftiralar Halen Sürmektedir! Öğretmen Memduh Özcan’ın Acilen Başka Yerde Görev İsteği.

Ocak-Nisan 2015 arasındaki 4 ayda yıllardır dürüst ve adaletli iş yapan kıdemli bir öğretmene Memduh ÖZCAN’a Akabe İHO Müdürü İhsan Kabul, tam 8 kez, öğrenci notlarını yüksek verdirmek için (60-100 arası) ikna, baskı metodunu kullanmış ve haksız, kanunsuz isteklerini tam yaptıramayacağını anlayınca iftira yolunu seçmişlerse orada insanlık ve adalet yoktur, birlikte çalışılmaz! Her türlü fiili çatışma çıkabilir! Şu tarihlerde müdür, Memduh Özcan’a veya birkaç kişiye “Notları yüksek verelim, 90-100 versek ne kaybederiz? ” demiştir: 21.01.2015, 11.02.2015 (Öğretmenler Toplantısı), 16.02.2015 (Öğretmen Sabriye Bircan Çatlı da var), 11.03.2015, 30.03.3015, 07.04.2015, 20.04.2015, 22.04.2015. Bilişim teknoloji öğretmeni Şule Tüzün Koçak’a da ikna, baskı yapmaya  çalışmıştır, kaç kere görüştüğü sorulmamıştır.

25 yıllık bir öğretmene, acemi ve aptal bir memura davranır gibi kimse saçma ve kanunsuz işlerini zorla benimsetmeye kalkmamalı, bunlar idarecilik görevine layık değiller! Başkentteki bakanlık sunduğu “mevzuata uyun” diyor; ilçe ve illerdeki derin devlet ise “Bizim isteğimize uyun diyor!” ; biz böyle iki yüzlülüğü, münafıklığı kabul etmiyoruz!…

O zaman sınav diye bir şey olmasın, ödev verilmesin; ki onlar görev yapmayan sıfırlık öğrencilerin ortaya çıkmaması için böyle kanıtlı ödevleri istemiyorlar, kafadan 90-100 verilmesini istiyorlar….Toplumun bataklık halkından, mafyadan bir farkı kalmamış gibi !…

20 Ocak 2015’te Müdür Bey İhsan Kabul, not çizelgelerine baktığında 13 öğrencinin Arapça notunun ortalamasına işaret koyarak, “ Bunlar olmaz!” demiştir. Bu notlar 41-44 arası notlar. İhsan Bey, “Veliler okula hücum ederler!” demiştir. Buradan milli eğitim sistemini  tembelliğe ve haksız kazanca alıştırılmış velilerin yönlendirdiği anlaşılmaktadır. Hatta müdür, 22 Nisan 2015’teki Memduh Hocayla görüşmesinde, 2.dönem 1.yazılı sınavından zayıf not alan seçilmiş 30-40 kişiye işaret ederek (gözü geçer not alan 130 kişiyi görmüyor tabii ki), “İlçe bize ne der, bizden hesap sorar!” diyerek korkusunu ve sistem yanlışlığını itiraf etmiştir. Yani hiç ders dinlemeyen, öğretmenlere saygısız davranan, ödev yapmayan öğrencilere iyi not verilecek; dürüstçe görevini yapan, hafta sonları bile sınav, ödev okuyan yıpranmış öğretmenlere iftira atılacak,ceza verilecek! İşte halkın ve bürokratların lanetlendiği durum budur! Ekteki karikatür, toplumun bataklığa battığını yansıtan acı bir gerçektir!

Müdür İhsan Kabul’un tuzak kurucu ve iftiracı olduğuna açık işaretlerden ikisi şudur: 1- 22 Nisan 2014 günü Memduh Özcan ile görüşmede zayıf öğrencileri kabullenemeyince, daha doğrusu öğretmen doğrudan sınav sorularını vermeyince, öğretmene yaygın bir iftira olan “Demek ki sen öğretememişsin; sende bir sorun var;  diğer ders notları iyi.” demesi olmuştur! Komik bir fıkra kadar gülünç! Arapça Öğretmeni Memduh Özcan’ın 5.sınıflar için 2.dönem 1.sınavında sorduğu sorular kolaydır; yönetmelik gereği tekrar yaptığı sınav daha da kolaydır; 5 soru vardır. Birkaç gün önce verdiği ders notlarında sınavda sorulan soruların yarıdan fazlası açıklanmıştır. Fakat gitgide kötü yönde yetiştirilen yeni nesil içinde  diploma aldığı zaman adını, adresini bile yazamayacak öğrenciler çıkacaktır!…

2- Kasım 2014’te Akabe İHO’ da bir sınıfta öğrencinin “deniz kızları” na dair bir sorusu ve kısa bir mevzu geçmiş; Müdür İhsan Kabul 6 aydır bunu suçmuş gibi sakız gibi diline dolamış,  24.04.2015’te 3 dil bilen , 200’e yakın makalesi olan, insanlığa fırsat buldukça iyilik yapan öğretmen yazar Memduh Özcan’a kendi kafasına göre “uyarı” başlığı atarak cahil ve intikamcı olduklarını gösteren bir yazıyı müdür yardımcısı aracılığıyla tebliğ etmiştir!

Öğrencilerin aslında güzel ahlakı tavsiye eden iyiliksever kişilerin yanında yetişirse doğru olan işleri benimseyip savunacaklarını karışık şekilde 53 öğrenciye yapılan anket te göstermektedir. Bilhassa öğrenmeye ilgisiz ve yaramaz öğrencilerinn bulunduğu 6-B ve 7-B sınıfının neredeyse tamamı haksızlıkla öğrencilere iyi sözlü notu (şimdi “ders ve etkinliklere katılım”) verilmesine “Hayır” demişlerdir. 50 Öğrenci “Hayır” demiş,sadece 3 öğrenci çalışmadan,ödev yapmadan,derse katılmadan iyi not verilip geçirilmesine “Evet” demiştir. Sosyal sistem yanlışlığına bundan açık kanıt olur mu? Ekte örnek olarak 7 anket belgesi vardır.

Müdürün iftira yazısında belirttiği, “öğrencilerin zihinlerini bulandırdığınız, moral motivasyonlarını bozduğunuz” dediği öğrencilerin çok neşeli bir şekilde öğretmenle kısa eğlenceleri ve sevgi gösterilerini internette şu adreslerdeki videolarda görebilirsiniz: www.dailymotion.com/mimoza33m profilinde okul hayatından 2 mutlu video vardır. Yani aslında sosyal huzuru bulandıran ve dürüst öğretmenlerin motivasyonunu bozup zulümle köle haline getirmeye çalışan, tuzak kuran ve iftira atan idarecilerdir! MİT Müsteşarlığı da devlet içindeki münafıkları temizlemeye çalışmaktadır…

İftira atan, tuzak kuran insanlarla kesinlikle beraber çalışılmaz! 1 hafta içinde başka bir imam hatip ortaokulunda (Fetihkent,Mevlana,Ulubatlı Hasan İHO gibi) Karatay Kaymakamlığı’mızın öğretmene geçici görev ayarlaması (Haftada 15 saat ders yeter) milli güvenlik açısından acilen gereklidir,saygıyla arz ederiz.28.04.2015

Akabe İmam Hatip Ortaokulu                                                                   Memduh ÖZCAN

İş: Akabe Mah. Alaaddin Kap Cad. No:118 KARATAY                                   Arapça Öğretmeni,Yazar

Posta: ………………………………………………………KONYA

Tel: ………………………….

ONAYLAYANLAR: Esmehan Özcan ……………..          Yunus Özcan ……………….

 

E K 1: Türkiye’de artık velilerin ve okul idarecilerinin yüksek not aldırmak için öğretmene saldırdıklarını gösteren karikatür. “Bir resim, bin kelimeye bedeldir.” (Çin Atasözü)

E K 2: Karatay Akabe İHO Müdürü İhsan Kabul’ün atacak iftira bulamadığından 6 ay önce kısa bir mevzu olarak sınıfta geçmiş birkaç kelimeyi suç gibi gösteren 24.04.2015 tarihli “uyarı” yazısı.

E K 3: Akabe İmam Hatip Ortaokulu’nda çeşitli sınıflardan 53 öğrenciye yapılan doğruyu ya da yanlışı seçtiklerini gösteren örnek  7 anket belgesi.

GERÇEKLERİ İSPATLAYAN KANITLAR: 50 kadar öğrencinin dürüstlüğü ve adaletli olmayı seçtiği anketlerden 7 tanesi;

68-B

01_2015-04-22-Akabe İHO Anket_01_5-A_Fatma Sena Kaya

68-C:

02_2015-04-22-Akabe İHO Anket_04_5-B_Sultan Sude Yaylacı

68-D:

03_2015-04-22-Akabe İHO Anket_08_5-E_Cahit Karakuş

68-E:

04_2015-04-22-Akabe İHO Anket_11_6-B_Çağlar Kuzu

68-F:

05_2015-04-22-Akabe İHO Anket_12_6-B_Fatih Candan

68-G:

06_2015-04-22-Akabe İHO Anket_34_7-B_Ali Koyuncu

68-H:

07_2015-04-22-Akabe İHO Anket_35_7-B_Hatem Çam

68-I: GÜNÜMÜZÜN BOZUK DÜNYASINDA ARTIK DÜRÜST ÖĞRETMENİ KÖTÜLEYEN VE SALDIRAN HALKI VE BÜROKRATLARI GÖSTEREN İBRET VERİCİ BİR KARİKATÜR

08_2015-03-18-Türkiyede Eğitimde Öğretmenlere Zulüm

 

68-J: KARATAY MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ’NÜN, KAYMAKAMLIĞIN KENDİLERİNE SEVK ETTİĞİ YOLSUZLUK DİLEKÇESİNİN ALINDIĞINI VE İŞLEME KONULDUĞUNU GÖSTEREN 06.05.2015 TARİHLİ TELEFON MESAJI;

    GELİN GÖRÜN Kİ ÖNEMLİ BELGELERİ, DELİLLERİ ORTADAN KALDIRARAK MUHAKKİK KARATAY BELEDİYESİ İHO MÜDÜRÜ REŞAT GÜREL BEY’E VERMEYEN DE KENDİLERİ…SADECE KENDİNİZİ KANDIRIYORSUNUZ ! ALDIĞINIZ MAAŞLAR HARAM !

 09_2015-11-20-Canon_Karatay MEM-nun Ogretmene Mesajı_40 

68-K:

     3 VATANDAŞIN 28.04.2015 TARİHLİ DİLEKÇESİNİN KARATAY KAYMAKAMLIĞI’NDA KAYDEDİLDİĞİNİ VE KARATAY MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ’NE SEVK EDİLDİĞİNİ İSPATLAYAN BELGE:

2015-08-19-Karatay Kaymakamlığı Cevabı_Sayı 38968758-492-E.2861

  SONUÇ: BU KADAR DALAVERE ÇEVİREN BÜROKRATLAR VE RESMİ KURUMLARDAN NE KADAR ADALETLİ KARAR ÇIKACAĞINI TAHMİN EDERSİNİZ HERHALDE !…  

2015-04-01-Himmet vermedi hayatı karardı-SabahGazetesi

Görsel  —  Yayınlandı: 28 Aralık 2015 / Ahlak Din
Etiketler:, , ,

2015-02-11-Iste Dunya Imamlari Haritası-03_www.rotahaber.com.tr

 2015-02-11-Iste Dunya Imamlari Haritası-02_2000x1696_w.ahaber.com.tr                                                                                                                                                                            

                                                                                                                                                                                 11.02.2015

 160 ülkeyi ahtapot gibi kuşatmışlar… İşte Paralel’in dünya imamları!

 Bugün 160 ülkede 2 binden fazla okul aracılığı ile küresel network oluşturan Paralel Örgüt’ün Dünya İmamları, ‘Baş İmam’ Gülen’e bağlı. Okullar hukuki olarak birbirinden bağımsız gibi görünse de, kontrolü örgüt lideri Gülen tek başına elinde bulunduruyor.

Önce, Zaman Gazetesi temsilciliği veTUSKON aracılığı ile öğrenci evleri açılıyor, Türkiye’den lisans öğrencileri yönlendiriliyor, Bulundukları ülkelerin üst düzey yöneticilerinin çocuklarını burslu kutarak faaliyetlerini daha rahat sürdürüyorlar.

            160 ÜLKEDE 2 BİN 600 KURUM
STAR’ın ele geçirdiği Paralel Devlet Yapılanması’nın(PDY) ülke imamları listesiyle, örgütün gerçek yüzünü gösteren detaylar da ortaya çıkıyor. Başında ABD’nin Pensilvanya Eyaleti’nde yaşayan Fetullah Gülen’in bulunduğu Paralel Devlet Yapılanmasının (PDY) küresel organizasyonu, Ülke İmamları ile yönetiliyor. Küresel bir network ağı gibi çalışan örgüt, 160 ülkede 2 bin 600 eğitim kurumunu yönetiyor. İmamlar, yaşantılarını ise esnaf ve iş adamlarından toplanan himmetlerle sürdürüyor.. Sistem ise plan dahilinde yürütülüyor.

– Önce ülke yöneticilerinin ve bürokratlarının çocukları burs verilerek Türkiye’de üniversiteye sokuluyor.

– Ülke İmamları TUSKON ile iş adamlarını ilgili ülkelere götürüp iş bağlıyor. Ardından kendilerine yasal kılıf ediniyor.

– Türkiye’de himmetlerle toplanan paralar, 17-25 Aralık Darbe girişiminde deşifre olan imamların, Ülke İmamları tarafından sağlanan lüks yaşamını da finanse ediyor.

– Deşifre olan imamlardan Mütevelli Heyeti’nden Mustafa Özcan’ın, Kazakistan’daki 37 bin 500 TL’lik kirası bu himmetlerden karşılanıyor.

 Paralel Örgütün küresel yapılanması şu şekilde işliyor:
“Fethullah Gülen Grubu diye anılan Paralel Devlet Yapılanması (PDY), 40 yıldır Türkiye ve ABD merkezli olarak, dünyanın hemen hemen her ülkesinde varlık gösteren, milyar dolarlarla ifade edilen ekonomik gücü bulunan bir örgütlenmeye sahip. Örgütün kuruluş aşaması ise ABD ile Rusya arasında 1962- 1963’lü yıllarda süren soğuk savaş dönemine denk gelmekte. Gülen’in, CIA tarafından Türkiye’de kurdurulduğu söylenen Komünizmle Mücadele Derneğinin Erzurum Şubesinin kurucularından olduğu biliniyor. Gülen’in Komunizmle Mücadele Derneği faaliyetleri İzmir’de sürmüştü.Bu dernek kapsamında süreli kamplara katıldığı da hatıralarında yer alıyor. İlkokul mezunu bir vaiz iken sokulduğu camaatin içerisinde hızla yükselmesi ve liderliğe geçmesi, küresel bir yapılanmaya gitmesi Opus Dei tarikatına da benzetilmektedir. Gülen Grubu, işe 1991’de Türki Cumhuriyetler ve Gürcistan’a okul açarak başlamıştı.

TUSKON İLE BAĞLIYORLAR
“Ülke imamları ilk iş olarak ülkede yüksek lisans yapacak öğrenci evleri kurarak faaliyetlerin temelini atıyor, ikinci aşamada o ülkeye Türk uyruklu öğrencileri gönderiyor. İlerleyen günlerde de TUSKON ile ticari faaliyetlere geçerek ağını örüyor.”

HİMMETLE ‘HİZMET’ İLİŞKİSİ

“Okullar Türkiye’deki Anadolu Lisesi eğitim müfredatını Türkçe olarak uyguluyor. Kısa süre sonra o ülke yöneticilerinin ve bürokratlarının çocuklarını burslu olarak okutup, Türkiye’de üniversiteye sokuyorlar. Bu sayede Paralel Çete’nin o ülkede karşılaşabileceği sorunların da önüne geçiyorlar. Bu okullar Bursa, Kayseri, Kocaeli, İstanbul ve Antalya gibi illerden toplanan himmetlerle destekleniyor. İş adamlarından yurtdışı pazarları adı altında Paralelin kontrolündeki Kaynak Holding bünyesindeki Nüans Tur vasıtasıyla himmetler alınıyor. Bünyelerine kattıkları yeni iş adamlarından yüksek meblağ himmet telaffuz ettirmeye çalışıyorlar.”

PARAYA YÖNETİM KARAR VERİYOR

“Cihan Uluslararası Kültür ve Dayanışma Öğrenci Federasyonu İktisadi İşletmesi ile Paralel’in çalışmaları yasal zemine oturtulmaya çalışılıyor. Harcamalar ABD’den gelecek talimatlarla yapılıyor. Mesela Fas ülke imamının hizmetinde kullanılacak 20 bin dolar, Paralelin önde gelen ismi Mustafa Özcan’ın talimatıylayapılması gerekiyor.”

HİMMET PARALARIYLA LÜKS HAYAT

“17 Aralık süreci sonunda Paralel Yapı Türkiye Mütevelli Heyeti’nden Mustafa Özcan Kazakistan’a, Naci Tosun ise Güney Afrika Cumhuriyeti’ne kaçtı. Paralel’in o ülkelerdeki yapılanması tarafından himaye edildiler. Mustafa Özcan’ı Kazakistan’da aylık kirası 15 bin dolar (37 bin 500 TL) olan bir villada, Naci Tosun ise 2 bin 500 dolar olan bir evde yaşıyor. Tüm masraflar isehimmetlerden karşılanıyor.

KENYA’DAN OBAMA’YA UZANDILAR

“Paralel Yapının ülke imamları, bulundukları ülkelerin temsilcilerinin Türkiye ziyaretlerini takip etmekten de sorumlu. Ülkelerine dönünce de o siyasetçiyle iyi ilişkiler geliştirmeye çalışıyorlar. Aynı zamanda Ülke İmamları bulunduklar ülkelerdeki Paralel Yapı’yı finanse etmesini bekledikleri iş adamlarının yurt dışı seyahatlerinde karşılama uğurlama misafir etme görevlerini üstleniyor. Buna en çarpıcı örneği Kenya oluşturuyor: İstanbul İl İmamı olan Ahmet Kara, 2007  yılında Ergenekon sürecini Paralel adına takip ederken, Kenya Ülke İmamı olarak atandı. Sonrasında ABD Başkanı Bush’tan 20.01.2009’da görevi devralan Obama’nın yemin törenine davet aldı. Davet; Gülen’in talimatı doğrultusunda, Obama’nın Başkan adayı olmasıyla birlikte Kenya’da yaşayan ailesiyle ilgilenmesi, akrabalarının çocuklarını gruba ait okulda ücretsiz kabul etmesi ve aile fertleriyle iyi ilişkiler tesis etmesi sonucunda gerçekleşti.”

BAKANLIK BÜROKRATLARI AĞIRLANDI

“Bir başka örnek de Fas’tan. Aralık 2013’te Fas’ın Casablanka şehrine giden Maliye Bakanlığı’nda görevli daire başkanı seviyesindeki üç kişi orada PDY Fas Ülke İmamı tarafından karşılandı ve ağırlandı. Paralel Yapı Ankara İl İmamı, Bakanlık’taki önemli işlerini söz konusu şahıslarla yaptırabilmek için onların Fas’ta iyi bir şekilde ağırlanmasını sağladı.”

AKRABALAR GÖREV BAŞINA

“PDY Ülke İmamları, faaliyet gösterdikleri ülkelerdeki kolejlerin her türlü araç gereç ihtiyacını Paralel Yapı’ya katkı sağlayacak işbirlikleri kurarak yapıyor.  PDY Ülke İmamları’nın tayin edilmesinde direkt olarak Fetullah Gülen’in yanı sıra PDY üst yönetiminin de rolü bulunuyor. Ülkelere imam seçilmesinde Gülen ve PDY Mütevelli Heyeti’nin tanıdığı, akrabası olma belirgin olurken, örgütün neopotizm (kan bağı) uyguladığı görülüyor.”

PARALEL BÜYÜKELÇİLER

“PDY Ülke İmamları, görevli oldukları yerlerde Paralel Büyükelçi konumunda hareket ediyor, faaliyetlerden dolayı PDY üst yönetimine karşı sorumlu oluyor. Türkiye menfaatine dedikleri ilişkileri sadece PDY mensuplarına ait şirketlerle yaparak ülkedeki iş adamlarını TÜSİAD ve MÜSİAD mensubu iş adamlarıyla bir araya getirmekten imtina ediyorlar.”

DEŞİFRE OLMASIN DİYE ATANIYOR

Silahlı Kuvvetler ve Emniyet’teki imamlarının deşifre olmaması için,  mezkur illegal imamları Ülke İmamı olarak görevlendiriyorlar. Bu yolla faaliyetlerin güvenliği sağlanıyor. Geçmişte TSK imamı olarak görev yapan Aziz Gürcan, uzun süre Ürdün İmamı olarak görev yaptı. TSK illegal yapılanmasının İmamı olan bir başka isim ise Hamdullah Bayram Öztrük ise uzun süre Brezilya İmamı olarak çalıştı. Tayland’a kaçan Emniyet Genel Müdürlüğü İmamı Kozanlı Osman Hilmi Özdil, PDY Tayland yapılanması tarafından, Güney Afrika Cumhuriyeti’ne kaçan MİT’ten sorumlu imam Dr. Sinan Murat Karabulut ise o ülkedeki PDY tarafından himaye ediliyor.”

http://www.sanalbasin.com/iste-paralel-ihanet-cetesinin-dunya-imamlari-8599047/

FETHULLAH GÜLEN’İN KARDEŞİ S.G. VE YEĞENİ S.G.’İN BİR TECAVÜZ DAVASINDA ADI GEÇİNCE DOSYANIN “TAKİPSİZLİK” KARARI VERİLEREK SUÇLULARIN ÖRTBAS EDİLMESİ…UTANÇ VERİCİ REZALET!…

     (Haber Tarihi: 30.01.2015)

2007’de Erzurum’da yaşanan 15 yaşındaki kız çocuğuna tecavüz skandalı dosyası ‘paralel yapı’ soruşturması kapsamında yeniden açılıyor. Mağdure kızın, Fethullah Gülen’in yakınlarının adını vermesi üzerine dosyanın kapatıldığı iddiası da yeni bulgularla savcılığa gönderildi.

2015-01_800x799_Hürriyette çıkan 2007 yılına ait Utanç verici dosya raftan indi haberinin kupürü

Haber Merkezi

Erzurum’da 2007’de ortaya çıkan ve mahkeme aşamasına getirilmeden kapatılan tecavüz skandalının dosyası ‘paralel yapı’ soruşturması kapsamında yeniden açılıyor. Soruşturmanın, tecavüze uğrayan 15 yaşındaki S.Ö’nün Gülen soyadlı üç kişinin ismini vermesi üzerine kapatıldığı iddiasına ilişkin yürütülen çalışmada elde edilen yeni bulgular ve S.Ö’nün yeniden verdiği şikayet dilekçesi 3 klasör halinde Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi. Paralel yapı soruşturmasını yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, geçmişte bazı soruşturmaların paralel yapının hedefleri doğrultusunda açıldığı, bazılarının da özellikle kapatılmaya çalışıldığı iddialarını araştırıyor.

Yeniden yargılanabilecekler

-Erzurum Başsavcılığı’na gönderildi: 29 Ekim 2007’de polise başvuran 15 yaşındaki genç kızın tecavüz iddiası üzerine başlatılan soruşturma sürecinde eksiklikler ve şüpheli işlemler tespit edildi. Olaydan sonra başka bir şehre nakledilen genç kıza ulaşan yetkililer, mağdurenin şikayetini yenilemesi üzerine dosyayı, yeniden incelenmek üzere Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi. Soruşturma incelendiğinde şüphelilerin yeniden yargılanması söz konusu olabilecek.

-Tecavüz skandalı neydi?: Türkiye, 15 yaşındaki S.Ö. ile 31 Ekim 2007’de tanıştı. O günün haberlerinde, “S.Ö. ile zorla cinsel ilişkiye girdikleri iddia edilen 6 kişinin mahkemece tutuklanarak cezaevine konulduğu” bilgisi yer aldı.Soruşturma dosyasına göre olaylar şöyle gelişti:

29 Ekim 2007’de sabaha karşı saat 03:00 sıralarında Erzurum Dadaşkent Polis Merkezi’ne gelen S.Ö adlı genç kız, birçok erkek tarafından tehdit ve zorlamayla tecavüze uğradığını belirterek şikayetçi oldu. Genç kız, acil koruma kararı alınarak Nenehatun Kız Yetiştirme Yurdu’na yerleştirildi.

Savcı değişti, kapatıldı

-Her isimle ilgili ayrıntılar verdi: Genç kızın polis merkezinden sonra, Emniyet Ahlak Bürosu, savcılık ve sosyal hizmetler uzmanları gibi farklı birimlerde farklı yetkililer tarafından iki ay içinde 5 kez ifadesi alındı. Uzmanlar “şüpheliler hakkında acil işlem yapılması” yönünde rapor verdi.

-Savcı değişti, dosya kapandı: Ancak bu aşamadan sonra soruşturma savcısı değişti, genç kız başka bir ile gönderildi ve ilk tutuklananların dışında kimse mahkemeye çıkarılmadı. Dosyaya atanan yeni savcı şüpheliler hakkında takipsizlik kararı vererek dosyayı kapattı. Bunun üzerine ilk tutuklananlar da tutukluluğa itiraz ederek, 8 Kasım 2012’de serbest kaldılar.

-Şüpheli işlemler belirlendi: Dosyanın yeniden ele alınmasını sağlayan ise, Ankara’da yürütülen paralel yapı soruşturmasında ‘paralel yapının hedefleri doğrultusunda operasyonel amaçlı açılan veya kapatılan dosyalar’la ilgili çalışma sırasında elde edilen bulgular ve gelen bir bilgi oldu.

HÜRRİYET’TE TEMİZLENMİŞ HABER 

Erzurum’daki Gülen isiminin karıştığı skandal dün Hürriyet’in 3’üncü sayfasında “Utanç dosyası raftan indi” başlığıyla verildi. Haberde, Gülen adı nedeniyle dosyanın kapatıldığına ilişkin tek satıra ise yer verilmedi.

ADIM ADIM KAPATILMIŞ

Erzurum’daki tecavüz dosyasının savcılarının değiştirilmesi, soruşturmanın önce ikiye, ardından üçe bölünerek ve ayrı numaralar verilerek yürütülmesi, ilk dosyada tutuklama kararları verilmesine rağmen diğer dosyaların mahkeme aşamasına getirilmeden ‘takipsizlik’ kararıyla kapatılması şüphe çekti. Bu sırada ‘dosyanın paralel yapı için önemli bir isme uzanması nedeniyle kapatıldığı’ yönünde gelen bilgi üzerine, soruşturma süreci incelendi. O önemli isim ‘Gülen’ soyadı: Önemli ismin, dosyada şüpheli olarak ifadesi alınan ‘Gülen’ soyadlı iki kişi olabileceği değerlendirildikten sonra derinleştirilen incelemede, bahsedilen kişilerin Fethullah Gülen’in 1 Aralık 2014’te 72 yaşında vefat eden kardeşi S.Gülen ile oğlu S.Gülen olduğu belirlendi.

     SKANDAL DOSYADA ŞÜPHELER 

Ankara’da yapılan çalışmada Erzurum’daki tecavüz skandalına ilişkin soruşturmada eksik ve şüpheli bulunan unsurlar şöyle özetlendi:

-Mağdure S.Ö’nün polis ve ilk çıkarıldığı savcılıkta psikolog gözetiminde verdiği ifadelerde adı geçen şüpheliler, ifadelerinin ardından iki gün sonra 31 Ekim 2007’de mahkemeye çıkarılarak tutuklandılar. Ancak S.Ö’nün daha sonra alınan ifadelerinde verdiği yeni isimler, önceki şüphelilerde olduğu gibi, tanışıklık derecesi, telefon numaraları, iddia edilen tecavüz olaylarıyla ilgili yer ve zaman bilgileri gibi ayrıntılar olmasına rağmen, mahkemeye çıkarılmadan ‘takipsizlik kararı’ ile savcı tarafından serbest bırakıldı. Takipsizlik kararına giden süreçte de şu eksiklikler dikkati çekti:

-S.Ö’nün yeni isimler verdiği ifadelerinden sonra dosya ilk savcıdan alınarak, -daha sonra İlhan Cihaner davasına da bakacak olan- savcı Taner Aksakal’a verildi.

-Savcı Aksakal, 2007/12190 numaralı ilk dosyayı ikiye ayırarak, aralarında S.Gülen ve oğlu S.Gülen’in de bulunduğu 32 yeni şüpheli için 2007/13808 numaralı yeni soruşturma açtı.

-Savcı Aksakal, S.Ö’nün avukatının 2007/12190 numaralı dosya için istediği ‘gizlilik’ kararı talep yazısındaki dosya numarasını kapatarak ve üzerine 2007/13808 dosya numarasını yazarak ‘gizlilik kararı’ aldı.

S.Ö’nün şüphelilerle yakınlık dereceleri, iddia ettiği olayların yer ve saatleri, telefon numaraları ve konuşma tarihleri gibi ayrıntılı bilgiler vermesine rağmen, şüphelilerin iddiaları reddetmesi yeterli görülerek, dosya ‘mahkeme aşamasına getirilmeden’ 29 Ocak 2008’de kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla kapatıldı.

S.Ö, baba Gülen’le stadyum yakınında ilişki halindeyken güvenlik görevlisine yakalandıklarını ve Gülen’in görevliye 100 TL vererek uzaklaştırdığını iddia etti. Gençlik Spor İl Müdürlüğü’nden görevlilerin fotoğrafları istendi ama işlem yapılmadı.

30.01.2015

http://haber.stargazete.com/guncel/gulen-adi-gecen-dosyayi-uc-parcada-kapatmislar/haber-995527#

    64.YOLSUZLUK:
GAZETECİ AHMET ŞÜKRÜ KILIÇ’ IN BAŞÖRTÜLÜ  STAJYER HANIMINI İŞE ALMAMAK İÇİN KONYA İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ MUKADDER GÜRSOY’UN VALİ ADINA YALAN SÖYLEYEREK HİLE YAPMASI (Hiçbir Ceza Almış Mıdır? O, Makam sahibi Olunca Suçu Örtbas Edilir!….)

2014-12-Başörtü mağdurlarının 28 Şubat protestosu_www.adanayorum.comTdTnewsT7714

İstifa eden AK Parti Konya Kadın Kolları Başkanı Özgür Ergun’un eşi Abdullah Ergun Facebook’tan mesaj göndermiş, diyor ki; “Bir zamanlar karınızın peşinde valilik, milli eğitim…gezdiğiniz günleri ne çabuk unuttunuz. kaç lira maaş alacaktı hanımefendi. Acaba kaç öğrenciye zehir akıtacaktı.”
Facebook ve twittir hesabımdan yazdıklarımı görmüş ya da birileri kendisine duyurmuş. Yeniden mesajına konu olan değerlendirmelerimi hatırlatayım ben de. “AK Parti Konya Kadın Kolları Başkanının istifası haber olmuş, daha önce başka haberini duymamıştım, görevden alınacağını bilen insanların, istifalarını sunup zehir zemberek açıklama yapması ne kadar zehirli bir insan olduklarını gösterir!” demiştim. Bu değerlendirmelerimin altına gelen yorumlardan birine de şu şekilde cevap vermiştim: “Kadın kolları başkanlarının en büyük zaafı evli olanlar için söylüyorum, kocalarına laf düşürmeleri. Kocaları her işlerine burnunu sokarak, eşlerini küçük düşürdüklerinin farkına da varmıyorlar.”
Şimdi gelelim Abdullah Ergun’un hatırlattığı olaya. Köşe yazısı olarak yazdığım halde anlamamış olacak ki, tekrar ben de hatırlatayım. Öncelikle benim eşim öğretmen, zaten maaşını alıyor. 28 Şubat’ta başörtülü olduğu gerekçesiyle görevine son verildi. AK Parti Hükümeti’nin 2006 Yılında çıkardığı sicil affı yasasından yararlanarak, 2011 yılında da görevine geri döndü. Stajiyerliği tamamlanmadan görevine son verilmişti. Öğretmenliğe Konya’da başladı. Stajiyerliği tamamlandığında da başörtülü fotoğrafıyla birlikte stajiyerliğinin kaldırılması dosyası okul müdürlüğü tarafından Selçuklu İlçe Müdürlüğüne, Selçuklu İlçe Müdürlüğü de Selçuklu Kaymakamlığı’na, oradan da Konya Milli Eğitim İl Müdürlüğü’ne gönderildi. Başörtülü olduğu için stajiyerliği kaldırılmadı. Öğretmenler başörtüleriyle öğretmenlik yapabiliyor ama stajiyerliği kaldırılmıyordu. Ben durumu Konya milletvekillerinden Mustafa Kabakçı’ya ilettim.

İl Milli Eğitim Müdürü Mukadder Gürsoy, dosyayı başörtülü olduğu için Vali Bey’in iade ettiğini söylemişti. Sonra işin aslı anlaşıldı, aslında stajiyer memurların sadece isimleri Valilik Makamına sunuluyormuş, Vali Bey’in fotoğraftan da haberi yokmuş, ayrıca Vali Yardımcısı bu konuyla ilgili imza yetkisi taşıyormuş. Eşim de Vali Bey’den randevu aldı, konuyu aktardı. Konuyla ilgili Konya milletvekili Mustafa Kabakçı, Mustafa Baloğlu ve AK Parti eski İl Başkanı Ahmet Sorgun’la görüştüğüm doğrudur. Stajiyerliği daha kaldırılmadan da Milli Eğitim İl Müdürü’nün görevden alınması gerektiğini yazdım. Milletvekillerine de İl Başkanına da söyleyeceğimi söyledim. AK Parti iktidarında bu rezilliği yaşatan hem de ilahiyat mezunu bir il müdürünün o makamda duramayacağını kendi köşemde de yazdım. İşimizi bitirip sonra verip veriştirmedik yani. Ahmet Sorgun belki de hayatında öyle bir tepki görmemiştir. Derdimiz maaş değil anlayacağın. Siyasi iradenin atadığı müdürlerdeki tercih yetersizliği. Tabii ki eşimin yanında Valiliğe de giderdim, il müdürlüğüne de, ama öyle bir şeye gerek kalmadı. …….

Ahmet Şükrü Kılıç,  31.12.2014

Facebook Programı